Harika bir soru! Benim gibi tarihle nefes alan, geçmişin izlerini bugüne taşıma gayretinde olan bir uzman için Nene Hatun adı, sadece bir isimden ibaret değildir; adeta bir milletin yüreği, direnişi ve sarsılmaz azminin sembolüdür. "Nene Hatun hangi savaşta mücadele etmiştir?" sorusu, aslında bir cevaptan çok daha fazlasını, bir destanın kapılarını aralıyor.
Haydi gelin, bu önemli sorunun derinliklerine birlikte inelim ve Nene Hatun'u Nene Hatun yapan o eşsiz mücadeleyi tüm yönleriyle ele alalım.
Siz de eminim benim gibi düşünüyorsunuzdur; tarihimizde öyle kahramanlar var ki, onların hikayelerini dinlerken tüylerimiz diken diken olur, ruhumuz şaha kalkar. Nene Hatun da işte tam da böyle bir kahraman. Onun adı geçtiğinde akla gelen ilk ve en önemli olay, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'dır, halk arasında daha çok "93 Harbi" olarak bilinen o çetin mücadele. İşte Nene Hatun, vatan toprağının her karışını canı pahasına savunduğumuz bu büyük savaşın en kritik cephelerinden biri olan Erzurum Cephesi'nde adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır.
93 Harbi, Osmanlı Devleti için hem Balkanlar'da hem de Kafkaslar'da büyük toprak kayıplarına ve ağır insani bedellere yol açan, acılarla dolu bir dönemdi. Özellikle Rus ordusunun Kars'ı alıp Erzurum'a doğru ilerlemesi, Doğu Anadolu için hayati bir tehdit oluşturuyordu. Erzurum, stratejik konumu itibarıyla Anadolu'nun kapısıydı. Eğer Erzurum düşerse, Rusların iç bölgelere ilerlemesinin önünde büyük bir engel kalmayacaktı.
İşte tam da bu kritik dönemde, ayaz kesen Erzurum gecelerinde, şehir halkının üzerine bir karabasan gibi çöken Rus tehdidi, Nene Hatun gibi sıradan görünen insanları sıra dışı kahramanlara dönüştürecekti. Rus kuvvetlerinin Aziziye Tabyaları'nı ele geçirmesiyle patlak veren o destansı direniş, Nene Hatun'un adını ölümsüzleştiren anların başlangıcı oldu.
Nene Hatun, Erzurum'un Aziziye köyünde yaşayan, otuzlu yaşlarının başında, üç çocuk annesi genç bir kadındı. Hayatı, o dönem Anadolu kadınının tipik yaşamı gibi, ev işleri, çocuk bakımı ve geçim mücadelesiyle geçiyordu. Ancak vatan tehlikeye girdiğinde, bu sıradan yaşam bir anda değişti.
1877 yılının Kasım ayında, Rus birlikleri Erzurum'un savunmasında kilit rol oynayan Aziziye Tabyaları'nı beklenmedik bir gece baskınıyla ele geçirdi. Sabah ezanıyla birlikte camilerden yankılanan "Moskof Erzurum'a girdi, tabyalar düştü!" feryatları, şehirde büyük bir infiale yol açtı.
İşte bu noktada, Nene Hatun'un hikayesi başlıyor:
Bu direniş, Nene Hatun'un adını tarihin sayfalarına altın harflerle yazdıran o kilit mücadeleydi. O, sadece Aziziye Tabyaları'nda değil, o anki ruh haliyle tüm Erzurum'un, tüm vatanın savunmasında en ön saflarda mücadele etmiştir.
Nene Hatun'un hikayesi, sadece bir savaşın değil, çok daha derin bir anlamın sembolüdür. O, şunların bir yansımasıdır:
Nene Hatun, 93 Harbi'nden sonra uzun yıllar yaşamış, Atatürk tarafından da ziyaret edilmiş ve Cumhuriyet döneminde "Türkiye'nin yaşayan en büyük kahramanı" olarak onurlandırılmıştır. 1955 yılında, 98 yaşındayken vefat ettiğinde, naaşı Aziziye Şehitliği'ne, yani kendi elleriyle savunduğu tabyaların yakınına defnedilmiştir. Bu da onun mirasının ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesidir.
Bugün Nene Hatun'un hikayesi, genç nesillere aktarılması gereken en değerli miraslarımızdan biridir. Onun cesareti, fedakarlığı ve vatan sevgisi:
Nene Hatun, sadece bir kadının değil, bir milletin kader anındaki duruşunu temsil eder. Elindeki balta ile, düşmana karşı sadece fiziksel bir güç değil, aynı zamanda manevi bir direnç göstermiştir. Bu yüzden o, sadece bir savaş kahramanı değil, kalplerimizde yaşattığımız bir milli vicdanın da simgesidir.
Unutmayalım ki, bu topraklar nice Nene Hatunlar yetiştirmiştir ve yetiştirmeye devam edecektir. Onun hikayesi, bize her zaman vatan sevgisinin, cesaretin ve fedakarlığın en yüce değerler olduğunu fısıldar. Ve bu değerler, dün olduğu gibi bugün de yarın da hepimizin yolunu aydınlatmaya devam edecektir.
Bu vesileyle, başta Nene Hatun olmak üzere, vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Onların aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.