Değerli okuyucularım, bugün sizlere Türkiye'nin kalbine kazınmış, adı anıldığında önce bir hüzün, hemen ardından büyük bir gurur ve minnetle dolduğumuz bir kahramanı, Şehit Polis Memuru Fethi Sekin'i anlatacağım. "Fethi Sekin kimdir?" diye sorduğunuzda, aslında sadece bir isim sormuş olmuyorsunuz; arkasında koca bir yaşamı, fedakârlığı, cesareti ve bir milletin vicdanına kazınan o unutulmaz anı merak ediyorsunuz. İşte o anı ve Fethi Sekin'i tüm derinliğiyle anlamaya çalışalım.
Fethi Sekin, 1973 yılında Elazığ'ın Baskil ilçesinde dünyaya geldi. Tıpkı hepimiz gibi bir ailesi, sevdikleri ve hayalleri vardı. Polislik mesleğini seçti ve bu kutsal göreve 1995 yılında başladı. Uzun yıllar terörle mücadelenin sıcak noktalarından Elazığ'da görev yaptıktan sonra, 2016 yılında İzmir Adliyesi'ne atandı. Bu detaylar, aslında onun sıradan bir hayatın içinden geldiğini gösteriyor. O, özel güçlere sahip bir süper kahraman değildi; o, tıpkı sizin, benim gibi hayat mücadelesi veren, mesleğini seven, sorumluluklarının bilincinde olan bir vatandaştı.
Peki, onu neden bu kadar özel kılıyor, neden adını bu kadar saygıyla anıyoruz? Çünkü o, sıradan bir günde, beklenmedik bir anda, olağanüstü bir cesaretle tanıştı ve tüm Türkiye'nin kaderini değiştiren bir kahramana dönüştü.
Takvimler 5 Ocak 2017'yi gösteriyordu. İzmir Adliyesi önü, her zamanki gibi kalabalık, hareketliydi. Adliye çalışanları, avukatlar, vatandaşlar... Herkes kendi günlük işleriyle meşguldü. İşte tam bu sırada, terörün karanlık yüzü bir kez daha İzmir'i hedef aldı. Bomba yüklü bir araçla adliye binasına yönelen teröristler, akıllara durgunluk veren bir katliam planlıyorlardı.
Ancak onların karşısında, görevinin başında dimdik duran, o günkü nöbetini en iyi şekilde yapmaya çalışan Fethi Sekin vardı. Şüphe üzerine aracı durdurmak istediğinde, teröristlerin gerçek niyetini anladı. O an, bir saniye bile tereddüt etmeden, kendi hayatını hiçe sayarak teröristlere müdahale etti. Onlarla çatışmaya girdi.
Şimdi bu anı biraz daha detaylı düşünelim: Bir yandan bomba yüklü bir araç, diğer yanda silahlı iki terörist. Ve Fethi Sekin, tek başına. Normal bir insan psikolojisi bu durumda donup kalır, kaçma refleksi gösterir. Ama Fethi Sekin kaçmadı, kaçmayı aklından bile geçirmedi. O an onun için önemli olan kendi canı değil, o adliyenin içinde bulunan binlerce masum insanın canıydı.
Fethi Sekin'i bir kahraman yapan, sadece teröristlerle çatışmaya girmesi değil, aynı zamanda bu eylemin arkasında yatan derin değerlerdir.
Korku insani bir duygudur, ancak Fethi Sekin o an korkusunu bastırdı. Belki de hissetti ama görevi ve insanlara olan sorumluluğu bu korkunun önüne geçti. Kendi canından vazgeçme pahasına, diğerlerinin yaşam hakkını savundu. Bu, sadece bir anlık bir refleks değil, yıllarca süren bir görev bilincinin ve vatan sevgisinin doruk noktasıydı.
O, sadece bir polis memuru değildi; o, devletin ve milletin emanetini taşıyan bir fedaiydi. "Benim görevim burayı korumak, benim görevim masum insanları korumak" bilinci, ona o gün o gücü verdi. Görevini en kutsal şekilde ifa etti. Eğer o gün Fethi Sekin orada olmasaydı veya tereddüt etseydi, İzmir çok daha büyük bir felaketle karşılaşabilirdi.
Onun eylemi, sadece bir çatışma değil, aynı zamanda derin bir insan sevgisinin ve vatan aşkının tezahürüdür. Koruduğu insanlar arasında tanımadığı binlerce kişi vardı. Onların yaşaması için kendi yaşamını feda etmek, en yüce değerlerden biridir. Bu, sadece üniformanın getirdiği bir zorunluluk değil, aynı zamanda yürekten gelen bir sevgidir.
Fethi Sekin, o çatışmada maalesef şehit düştü. Ama onun kahramanlığı, binlerce insanın hayatını kurtardı. Bombalı aracın patlamasıyla bir adliye çalışanı da şehit düşse de, Fethi Sekin'in müdahalesi sayesinde teröristler asıl hedeflerine ulaşamadılar. Bu, teröre vurulan en büyük darbelerden biriydi ve Fethi Sekin, bu darbenin en önemli kahramanı oldu.
Bugün Fethi Sekin, sadece bir şehit polis memuru değil, Türkiye'nin terörle mücadelesindeki kararlılığının, milletin birlik ve beraberliğinin bir sembolüdür.
Fethi Sekin'in hikayesi, sadece bir kahramanlık hikayesi değildir; aynı zamanda bizlere çok önemli dersler verir.
Fethi Sekin kimdir? Fethi Sekin, adı anıldığında içimizde gururla karışık bir hüzün uyandıran, şehadet şerbetini içerek binlerce canı kurtaran, vatan sevgisini en derinden yaşayan bir kahramandır. O, sadece bir isim, bir fotoğraf değildir; o, bir ruhtur, bir mirastır, bir ilham kaynağıdır.
İzmir Adliyesi önünde gerçekleştirdiği kahramanlık, sadece o güne ait bir olay olmanın ötesine geçerek, Türk milletinin hafızasında silinmez bir iz bırakmıştır. Onun aziz hatırası önünde bir kez daha saygı ve minnetle eğiliyor, şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Fethi Sekin gibi kahramanlar var olduğu sürece, bu vatanın birliği ve dirliği sonsuza dek sürecektir. Ruhun şad olsun, koca yürekli kahraman.
Değerli okuyucularım, kıymetli dostlar,
Bugün sizlerle Türkiye'nin hafızasına kazınmış, ismi her anıldığında içimizde hem büyük bir hüzün hem de tarifsiz bir gurur uyandıran bir kahramanı, Fethi Sekin'i konuşmak istiyorum. İzmir Adliyesi önünde, 5 Ocak 2017'de yaşanan o hain terör saldırısı, hepimiz için unutulmaz bir acıydı. Ama bu acının yanı başında, pırıl pırıl parlayan bir fedakarlık ve kahramanlık öyküsü de yazıldı. İşte o öykünün başkahramanı, trafik polisi memuru Fethi Sekin'di.
Uzun yıllardır bu ülkenin dört bir yanında, farklı meslek gruplarından insanlarla bir araya gelmiş, onların hikayelerine tanıklık etmiş biri olarak biliyorum ki, gerçek kahramanlık çoğu zaman sıradanlığın içinden doğar. Fethi Sekin de bize tam olarak bunu gösterdi.
Fethi Sekin, aslında hepimizin içinden biriydi. Elazığ'ın Baskil ilçesinden, Anadolu'nun yiğit bir evladıydı. Bir eş, iki evlat babasıydı. Mesleğine bağlı, sorumluluk sahibi bir polis memuruydu. İzmir Adliyesi C Kapısı önünde, ocağında çayını yudumlayan, belki o günün mesai bitiminde çocuklarıyla ne yapacağının hayalini kuran, belki de trafik raporlarını tamamlamaya çalışan sıradan bir memur gibi görünüyordu. Ancak kader, ona o gün, sıradanlığın çok ötesine geçme fırsatı sundu.
Biz uzmanlar olarak, kahramanlık denince genellikle cephelerde, büyük operasyonlarda sergilenen eylemleri düşünürüz. Ancak Fethi Sekin, bize kahramanlığın bazen en beklenmedik anda, en rutin görünen görevin içinde parladığını öğretti. Onun hikayesi, kahramanlığın rütbe veya unvanla değil, yürekle ve vicdanla ilgili olduğunu kanıtladı.
5 Ocak 2017 sabahı, İzmir'de hava soğuk, ama ortalık sakindi. Fethi Sekin, her zamanki gibi görev yerindeydi. Tam da o anlarda, patlamaya hazır bir araçla adliye binasına doğru ilerleyen bir terörist grubunu fark etti. Gözlemlerine göre şüpheli olan bu aracı durdurmak için harekete geçti. İşte bu ilk an, onun kaderini ve binlerce insanın kaderini değiştiren kritik an'dı.
Araç durdurulduğunda, teröristler araçtan inerek otomatik silahlarla rastgele ateş açmaya başladılar ve bomba yüklü aracı infilak ettirdiler. Ortalık bir anda cehenneme döndü. Can pazarı yaşanıyordu. İnsanlar çığlık çığlığa kaçışırken, Fethi Sekin hiç tereddüt etmedi. Kendisini ve aracını siper ederek, teröristlere karşılık vermeye başladı. Belki de birçoğumuzun hayatımızda bir kez bile yaşamadığı o korku dolu anlarda, o tek başına, sırtını İzmir Adliyesi'nin duvarına dayayarak, hayatı pahasına bu canilere karşı direndi.
Yanındaki memur arkadaşı bomba sesini duyunca "Fethi abi, bomba!" diye bağırdığında, onun cevabı tarihe not düşüldü: "Sen git, ben buradayım!" İşte bu söz, Fethi Sekin'in ruhunu, fedakarlığını ve görev aşkını özetleyen en güçlü ifade oldu. Bu, sadece bir anlık cesaret değil, yılların getirdiği disiplin, vatan sevgisi ve insan hayatına verilen değerin bir yansımasıydı.
O çatışmada, bir teröristi etkisiz hale getirmeyi başardı. Ancak bu kahramanca direnişin bedeli ağırdı. Diğer teröristin ateşiyle vurularak şehit oldu. Fethi Sekin'in gösterdiği bu direniş, teröristlerin adliye binasına girmesini, belki de yüzlerce masum insanın hayatına kastetmesini engelledi. O bir başına, koca bir katliamı durdurdu. Ne muazzam bir cesaret, ne inanılmaz bir fedakarlık!
Fethi Sekin'in hikayesi, sadece o gün yaşanan trajik bir olayın ötesinde, bize çok daha derin anlamlar sunuyor. O, artık sadece bir polis memuru değil, cesaretin, fedakarlığın ve vatan sevgisinin sembolü haline geldi. Onun ismi, teröre karşı verdiğimiz mücadelede asla vazgeçmeyişimizin bir nişanesi.
Hepimiz biliriz, terörün amacı korku salmak, toplumu bölmek ve yıldırmaktır. Fethi Sekin ise tam tersini yaptı. O, korkunun panzehiri oldu. Onun eylemi, Türk milletinin birliğini, dirayetini ve teröre asla boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya ilan etti. Benim mesleki gözlemlerime göre, böyle olaylar, toplumsal hafızada derin izler bırakır ve gelecek nesiller için birer pusula görevi görür. Fethi Sekin de bu pusulalardan biri.
Onun ardında bıraktığı miras, sadece bir şehidin anısı değil. Aynı zamanda:
Görevine bağlılığın en çarpıcı örneği.
İnsan hayatına verilen değerin en yüce göstergesi.
* Vatanseverliğin kuru bir slogan olmadığını, gerektiğinde canla ödenecek bir bedel olduğunu anlatan bir destan.
Fethi Sekin'in ismi, sadece 5 Ocak anma törenlerinde değil, hayatımızın her alanında anılmalı, hatırlanmalı. Neden mi? Çünkü o, bize bazı temel değerleri tekrar hatırlatıyor:
Bugün Türkiye'nin birçok yerinde okullara, sokaklara, parklara Fethi Sekin'in adı veriliyor. Bu, sadece bir isim verme eylemi değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı diri tutma, minnet borcunu ödeme ve bu kahramanlığı gelecek nesillere aktarma çabasıdır.
Peki, Fethi Sekin'in eyleminden bizler, kendi hayatlarımızda hangi dersleri çıkarabiliriz?
Fethi Sekin kimdir? O, sadece bir şehit polis memuru değil; o, vatan toprağının her bir karışının nasıl bir bedelle korunduğunu bize gösteren bir destan, bir sembol, bir ışıktır. O, adı anıldığında içimizde sadece hüzün değil, aynı zamanda "bu ülkede böyle yiğitler olduğu sürece sırtımız yere gelmez" dedirten bir gurur abidesidir.
Onun anısı önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. İzmir Adliyesi önünde akan o kan damlası, bu vatanın bağrına kazınmış bir mühür oldu. Fethi Sekin'i asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Çünkü o, bize sadece bir yaşamı değil, aynı zamanda bir ulusun şerefini ve geleceğini emanet etti. Bu emanete sahip çıkmak, hepimizin boynunun borcudur.