Türk sinemasının tartışmasız en büyük çınarlarından biri, adı anıldığında yüzlerde sıcak bir tebessüm, kalplerde derin bir saygı uyandıran o müstesna isim: Şener Şen. Kimi zaman güldüren, kimi zaman hüzünlendiren, ama her zaman düşündüren, bizden biri olmayı başaran nadir sanatçılardandır o. Kariyerinin ilk dönemlerinde canlandırdığı unutulmaz yardımcı rollerle gönüllere taht kurmuş olsa da, esas ustalığını başrollere geçtiğinde kanıtlamıştır. Peki, Şener Şen hangi filmlerde başrol oynamıştır? Bu soruya sadece bir film listesiyle değil, aynı zamanda bu rollerin Türk sinemasına kattığı değer ve Şener Şen'in oyunculuk dehasıyla birlikte kapsamlı bir yanıt arayalım.
Şener Şen'in sinema serüveni, Ertem Eğilmez ekolünün parlayan yıldızlarından biri olarak başladı. Kemal Sunal, İlyas Salman gibi isimlerle birlikte rol aldığı, Yeşilçam'ın efsanevi komedilerinde o, genellikle komik kötü adam, kurnaz köylü ağası ya da saf ama iyi niyetli karakterlerdi. "Tosun Paşa"daki Lütfü, "Süt Kardeşler"deki Ramazan, "Şabanoğlu Şaban"daki Kumandan Hüsamettin gibi karakterler, yardımcı rol olmalarına rağmen filmin akışını değiştiren, hatta başrol oyuncularından rol çalan performanslardı. Bu dönem, onun ustalığını adeta bir "kuluçka dönemi" gibi besledi, her rolüyle izleyicinin gönlünde yer edindi ve başrol potansiyelini ilan etti.
Ancak bir noktadan sonra, Şener Şen'in sadece bir yardımcı oyuncu olarak kalması mümkün değildi. Onun derinliği, karakterlere kattığı insanlık, sıradan bir repliği dahi unutulmaz kılma yeteneği, onu beyaz perdenin merkezine taşıyordu.
Şener Şen'in başrol olarak yer aldığı filmler, genellikle Türk sinemasının dönüm noktaları olmuş, gişede rekorlar kırmış ve eleştirel anlamda büyük övgüler toplamıştır. İşte onun kariyerindeki bazı kilit başrol filmleri:
Yavuz Turgul'un senaryosunu yazdığı ve Ertem Eğilmez'in yönettiği Banker Bilo, Şener Şen'in başrol ağırlığını taşıdığı ilk filmlerden biridir. Filmin ana odağı İlyas Salman'ın canlandırdığı Bilo olsa da, Şener Şen'in canlandırdığı dolandırıcı Maho Ağa karakteri, filmin isminden daha fazla akıllarda kalmış, adeta filmi domine etmiştir. Maho Ağa'nın kurnazlığı, ikiyüzlülüğü ve acımasızlığı, Şen'in komediyle dramı harmanlama yeteneğinin ilk ciddi sinyallerini vermiştir. Bu film, onun artık sadece bir yardımcı oyuncu olmadığını gösteren güçlü bir adımdı.
Kartal Tibet'in yönettiği Milyarder'de Şener Şen, Anadolu'nun şirin bir kasabasında tren istasyon şefliği yapan ve bir anda Milli Piyango büyük ikramiyesini kazanan Mesut karakteriyle izleyicinin karşısına çıktı. Bu film, paranın insan doğasını nasıl değiştirdiğini, saflığı nasıl yozlaştırdığını Şen'in eşsiz yorumuyla aktardı. Komedinin ardında yatan dramatik derinlik, onun başrol performanslarının alametifarikası olacaktı.
Namuslu filminde ise küçük bir memurun namusu üzerine kurulu trajikomik hikayesini canlandırdığı Ali Rıza, toplumun ahlaki çöküntüsü karşısında bireyin duruşunu sorgulayan bir karakterdi. Bu rol, Şen'in sıradan insanın iç dünyasına ne denli ustaca nüfuz edebildiğini bir kez daha gösterdi.
Nesli Çölgeçen'in yönettiği, Yavuz Turgul'un senaryosunu kaleme aldığı Züğürt Ağa, Şener Şen'in kariyerindeki ilk gerçek ve tartışmasız başrol filmlerinden biridir. Feodal düzenin son kalıntılarından birini temsil eden, köyündeki ağalığı sona ermiş ve İstanbul'a göç etmek zorunda kalmış Şeyhmus Ağa karakteriyle Şener Şen, Anadolu'dan büyük şehre savrulan bir adamın trajikomik hikayesini tüm gerçekliğiyle gözler önüne serdi. Gururlu, saf, ama bir o kadar da değişen dünyaya ayak uyduramayan bu karakter, Türk sinema tarihine altın harflerle yazıldı. Bu film, Şener Şen'in sadece güldüren değil, düşündüren ve hüzünlendiren yönünü de tam anlamıyla ortaya koyduğu bir başyapıttır.
Yavuz Turgul imzalı bir diğer efsane film olan Muhsin Bey, Şener Şen'in adeta ruhunu okşadığı bir yapımdır. İstanbul'un eski beyefendilerinden, müziğe ve sanata düşkün ama hayata tutunmakta zorlanan Muhsin Bey karakteriyle Şen, şehre yeni gelmiş genç bir türkücünün (Ali Nazik) hikayesi üzerinden eski İstanbul'un zarafeti ile yeni dönemin kaba gerçekliğini çarpıştırdı. Bu film, Şener Şen'e Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandırdı ve onun dramatik rollerdeki ustalığını pekiştirdi. Bu rol, onun başrol kariyerinin en zirve noktalarından biridir.
Şener Şen'in kariyerinin mihenk taşlarından, hatta Türk sinema tarihinin en büyük gişe rekorlarından birini kırarak sektöre adeta can suyu veren Eşkıya, onun başrol dehasının zirveye ulaştığı filmdir. Yavuz Turgul'un yazıp yönettiği bu filmde, hapisten çıktıktan sonra intikam almak ve kaybettiği aşkını bulmak için İstanbul'a gelen Baran karakterini canlandırdı. Baran, sadece bir eşkıya değil, aynı zamanda değişen dünyaya ayak uydurmaya çalışan, onurlu, yalnız ve hüzünlü bir adamdır. Şener Şen'in bu rolü, hem eleştirmenlerden hem de halktan tam not aldı, uzun yıllar sonra sinemaya küsen izleyiciyi geri kazandırdı ve onun başrol karizmasını adeta perçinledi.
Yavuz Turgul'un yine yönetmen koltuğunda oturduğu Gönül Yarası'nda Şener Şen, Güneydoğu'dan İstanbul'a göç etmiş, hayatın sillesini yemiş, umutlarını yitirmiş bir ilkokul öğretmeni olan Nazım karakteriyle hafızalarımıza kazındı. Bir pavyonda çalışan genç bir kadın ve küçük kızıyla kurduğu bağ üzerinden iyilik, kötülük, fedakârlık ve umudu sorgulayan bu film, Şener Şen'in olgunluk dönemi oyunculuğunun ne denli incelikli ve dokunaklı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Nazım karakteri, onun başrol olarak taşıdığı melankolik ve düşünceli figürlerin en güzel örneklerinden biridir.
Ömer Vargı'nın yönettiği ve Yavuz Turgul'un senaryosunu yazdığı Kabadayı filminde Şener Şen, yeraltı dünyasından yıllar önce elini çekmiş, yaşını almış ama gençliğindeki cesaretini ve onurunu kaybetmemiş Ali Osman karakterini canlandırdı. Hayatının son demlerinde, yıllar önce bıraktığı oğlunun ve torununun hayatına girmesiyle değişen bu kabadayı figürü, Şener Şen'in güçlü ve karizmatik duruşuyla perçinlendi. Bu film, onun "iyi adam" figürünü, geçmişindeki karanlık izlere rağmen nasıl insancıl kılabildiğinin bir başka kanıtıdır.
Yılmaz Erdoğan'ın yazıp yönettiği Neşeli Hayat'ta Şener Şen, İstanbul'da Noel Baba kılığında dolaşıp geçimini sağlamaya çalışan, ailesine düşkün, biraz saf, biraz da umutsuz ama hep direnen bir babayı, Noel Baba Rızayı canlandırdı. Bu film, onun daha hafif ve içten komediye de ne denli hakim olduğunu gösterirken, karakterin altındaki aile dramını ve yaşam mücadelesini de ustalıkla işledi.
Yavuz Turgul'un yönettiği Av Mevsimi'nde, Şener Şen bu kez hırslı ve tecrübeli cinayet masası komiseri Ferman olarak karşımıza çıktı. Cem Yılmaz ve Çetin Tekindor ile birlikte oluşturduğu dedektif üçlüsünün lideri konumundaki Ferman, soğukkanlılığı, zekası ve yaşanmışlıklarıyla filmin ana eksenini oluşturdu. Bu film, Şener Şen'in "usta dedektif" rolündeki karizmasını ve derinliğini gözler önüne serdi.
Şener Şen'in başrolleri sadece birer film listesinden ibaret değildir; onlar Türk toplumunun farklı dönemlerini, insanımızın çelişkilerini, umutlarını ve hayal kırıklıklarını yansıtan birer ayna gibidir. O, canlandırdığı her başrolde, karakterin iç dünyasına sızar, onunla bütünleşir ve izleyiciyi o dünyanın bir parçası yapar.
Şener Şen, yardımcı rollerden başrollere uzanan uzun ve başarılı kariyerinde, sadece filmlere değil, aynı zamanda Türk sinema tarihine de damga vurmuş bir efsanedir. Onun her bir başrolü, sadece bir film değil, aynı zamanda hayatın ta kendisi, insan olmanın zorlukları ve güzellikleri üzerine birer ders gibidir.
Onun filmlerini izlerken, karakterlerinin acılarına ortak olur, sevinçleriyle gülümser, hayata dair dersler çıkarırsınız. Şener Şen'in başrolleri, kuşaklar boyu aktarılacak, izlendikçe anlamı daha da derinleşecek, Türk sinemasının paha biçilmez mücevherleri olarak kalmaya devam edecektir. Bizler de bu ustalığa her defasında bir kez daha şapka çıkarır, "İyi ki varsın Şener Şen!" deriz.