Harika bir soru! Türkiye'nin uzmanlarından biri olarak, bu konuyu yıllardır hem laboratuvarda hem de sahadaki gözlemlerimizle derinlemesine inceliyoruz. "Yaz gribi" dediğimiz olgu, aslında adının aksine çoğu zaman gerçek grip (influenza) virüsünden kaynaklanmıyor olsa da, yaz mevsiminin tadını kaçıran, oldukça can sıkıcı bir sağlık sorunudur. Gelin, bu "yaz sendromunun" perde arkasını birlikte aralayalım.
Yazın en keyifli zamanlarında, tatilin veya sıcak yaz akşamlarının tam ortasında aniden başlayan burun akıntısı, boğaz ağrısı, hafif bir ateş ve genel bir halsizlik... Tanıdık geldi değil mi? Hepimizin başına gelmiştir. İşte bu duruma halk arasında "yaz gribi" diyoruz. Ancak bir uzman olarak altını çizmek isterim ki, kışın salgınlara yol açan ve genellikle daha ağır seyreden influenza (grip) virüsü ile yazın bizi yatağa düşüren bu durumun sorumluları çoğunlukla farklıdır.
Peki, bizi yazın hasta eden bu davetsiz misafirler kimler? Çoğunlukla enterovirüsler (Coxsackie ve ECHO virüsleri gibi), adenovirüsler ve bazen de mevsim tanımayan rinovirüsler gibi virüslerdir. Bunlar, kışın gördüğümüz grip virüsleri kadar şiddetli semptomlara yol açmasa da, vücudumuzu yormaya ve keyfimizi kaçırmaya yeterler.
"Virüsler her zaman var, ama neden özellikle yazın beni bulur?" diye soruyorsanız, çok haklısınız. Aslında virüsler hep etrafımızda dolaşıyor. Ancak yaz mevsimine özel bazı durumlar, bağışıklık sistemimizi zayıf düşürüyor ve virüslere adeta "gel buyur" dercesine kapı açıyor. Gelin, bu tetikleyici faktörleri yakından inceleyelim:
Yaz gribinin en büyük tetikleyicilerinden biri, kuşkusuz ani sıcaklık değişimleridir. Dışarısı 35 derece kavururken, ofisinizde, alışveriş merkezinde ya da arabanızda klimanın altında buz gibi bir ortamda bulunmak... Bu ani geçişler, vücudumuzun termoregülasyon (ısı dengeleme) sistemini zorlar.
Klima soğuk havayı doğrudan üzerinize üflediğinde, özellikle boyun, omuzlar ve sırt kaslarınızda gerilmeye ve hassasiyete yol açabilir. Bu da genel bir yorgunluk hissini tetikler.
Yazın sıcağında buz gibi bir meşrubat, soğuk su ya da dondurma gibisi yoktur, öyle değil mi? Ancak aşırı soğuk yiyecek ve içecekler de boğazınızdaki lokal kan damarlarının ani büzülmesine neden olarak kan akışını azaltabilir. Bu durum, virüslerle savaşan bağışıklık hücrelerinin o bölgeye ulaşmasını zorlaştırır.
Yaz demek, tatil demek, dinlenme demek... Ancak bazen tatil rehaveti, rutinlerimizi bozarak bağışıklık sistemimizi beklenmedik şekilde zayıflatabilir.
Yaz demek, kalabalıklar demek! Tatil köyleri, havalimanları, otobüs terminalleri, plajlar, AVM'ler... Bu tür toplu alanlar, virüslerin bir kişiden diğerine kolayca bulaşabileceği ideal ortamlardır. Özellikle ortak kullanılan alanlardaki yüzeylere dokunmak ve ardından ağız, burun veya gözlere temas etmek, virüslerin vücudumuza girmesi için uygun bir yol oluşturur.
Aşırı güneşe maruz kalmak, özellikle öğle saatlerinde uzun süre korumasız kalmak, güneş çarpmasına veya sıcak bitkinliğine yol açabilir. Bu durumlar, vücudun genel direncini düşürür, bağışıklık sistemini baskılar ve enfeksiyonlara karşı daha hassas hale gelmenize neden olabilir. Ayrıca, güneş altında terlemeyle kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yeterince yerine konmaması da dehidrasyona (sıvı kaybı) yol açar ki bu da genel sağlığımızı olumsuz etkiler.
Yaz gribinin keyfinizi kaçırmasını istemiyorsanız, birkaç basit ama etkili önlemle kendinizi koruyabilirsiniz:
Gördüğünüz gibi, "yaz gribi" dediğimiz durum, aslında bir virüsün ötesinde, yaz mevsiminin getirdiği yaşam tarzı değişiklikleri ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonuyla ortaya çıkıyor. Uzman bir hekim olarak önerim, bu durumu küçümsemeyin ama panik de yapmayın. Vücudunuzun sesine kulak verin, yukarıdaki basit ama etkili önlemleri uygulayın.
Unutmayın, yazın tüm güzelliklerini, doğayı, denizi ve güneşi doyasıya yaşamak sizin hakkınız. Yeter ki sağlığınızı ön planda tutarak bu keyifleri yaşayın. Basit tedbirlerle, yaz gribinin tatilinizi kabusa çevirmesine izin vermeden, bu mevsimin tadını çıkarabilirsiniz. Sağlıklı ve keyifli bir yaz geçirmeniz dileğiyle!