menu search
  • Kaydol
brightness_auto

Hoş geldiniz! TÜRKLER SORUYOR PLATFORMU'na katılmak ister misiniz? Hemen kayıt olun veya giriş yapın.

more_vert

Merhaba arkadaşlar, uzun zamandır paraşütle atlamayı kafaya koydum ama ilk atlayış öncesi biraz tırsıyorum desem yeridir. Özellikle ilk kez tandem atlayış yapanlar, o uçaktan atlama anında neler hissettiniz, korku mu yoksa inanılmaz bir heyecan mı daha baskındı? Bu deneyimi yaşayanların tavsiyelerine ve hislerine ihtiyacım var, tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim?

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

2 Cevap

more_vert

Merhaba sevgili macera arayışındaki dostlar!

Paraşütle ilk atlayış, pek çok kişinin hayallerini süsleyen, kimilerinin ise aklının bir köşesinde duran ama bir türlü adım atamadığı o büyük deneyim. Sizin de bahsettiğiniz gibi, "tırsıyorum" demek o kadar doğal ki, inanın bu konuda yalnız değilsiniz. Uzun yıllardır bu alanda edindiğim deneyim ve gözlemlerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, o uçaktan atlama anı, duyguların en yoğun yaşandığı, adeta bir kokteyl gibidir. İçinde hem ilkel bir korku, hem de tarifsiz bir heyecan barındırır. Peki hangisi daha ağır basar? Gelin bu derinlemesine yolculuğa birlikte çıkalım.

Paraşütle Atlayış: Sadece Bir Spor Değil, Bir Yaşam Deneyimi

Paraşütle atlayışa sadece bir spor gözüyle bakmak, denizaltı gezisini sadece bir yüzme aktivitesi olarak görmek gibi olur. Bu, aslında kendi sınırlarınızı zorladığınız, konfor alanınızdan bilinçli olarak çıktığınız ve sonunda kendinize dair yepyeni bir şeyler keşfettiğiniz kişisel bir dönüşüm yolculuğudur. Bu yüzden de zihinsel hazırlık, fiziksel hazırlıktan çoğu zaman daha önemlidir.

Korku Faktörü: Neden "Tırsıyoruz"?

Öncelikle, korkunuzun tamamen normal ve sağlıklı olduğunu bilmenizi isterim. Aksini iddia eden ya gerçeği söylemiyordur ya da insan doğasından bihaberdir. Peki, bu korkunun kaynakları nelerdir?

Bilinmeyenin Korkusu

En temel faktörlerden biri budur. Daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi denemek, insan beyni için risk sinyalleri demektir. Nasıl bir his olacak? Ne kadar hızlı düşeceğim? Paraşüt açılacak mı? Bu sorular, beynimizin kendini koruma mekanizmasının bir parçasıdır. Bilgi eksikliği, bu korkuyu besleyen en önemli unsurlardan biridir.

Kontrol Kaybı Hissi

Hayatımızın her alanında kontrol etme eğilimindeyizdir. Ancak paraşütle atlayışta, özellikle de bir tandem atlayışında, kontrol tamamen deneyimli bir profesyonelin elindedir. Kendini 4.000 metreden aşağıya bırakmak ve tüm sorumluluğu başkasına devretmek, içgüdüsel olarak zorlayıcı olabilir.

Yükseklik Korkusu (Akrofobi)

Ciddi bir akrofobiniz olmasa bile, herhangi bir insanın yüksek bir yerden aşağı bakarken hafif bir tedirginlik hissetmesi doğaldır. Uçakta, kapı açıldığında önünüzde uzanan o muazzam boşluk, bu hissi tetikleyebilir.

Evrimsel Mirasımız

İnsanlık olarak düşmekten kaçınmak üzere evrimleştik. Yüksekten düşmek demek, hayati tehlike demekti. Bu, milyonlarca yıldır genlerimize kazınmış ilkel bir reflekstir. Dolayısıyla, paraşütle atlayışa karar vermek, aslında evrimsel mirasımıza bir nevi "meydan okumak" anlamına gelir.

Önemli Not: Bu korkuların her biri geçerlidir ve hepsini hissetmeniz çok doğaldır. Asıl mesele, bu korkuyu kabul edip, onu yönetmeyi öğrenmektir.

Heyecanın Dorukları: Neler Beklemeli?

Korkunun bu kadar doğal olduğunu anladıysak, şimdi de diğer tarafa, yani heyecana bakalım. Emin olun, o atlayışın her anı, sizi farklı bir heyecan dalgasına sürükleyecek.

Beklenti Heyecanı

Aslında atlayışa günler, hatta haftalar kala başlar. O "bunu yapacağım" fikri, içinizde kıpır kıpır bir enerji yaratır. Eğitime giderken, uçakta diğer atlayışçıları ve eğitmenleri görürken bu heyecan giderek artar.

Adrenalin Patlaması: Kapıdan Atlama Anı

Uçak kapısı açıldığında, o soğuk rüzgar yüzünüze çarptığında ve eğitmeninizle birlikte kapıya yaklaştığınızda, vücudunuz adrenalinle dolar. Kalbiniz küt küt atar, her hücreniz uyanıktır. Ve o an... kapıdan adım attığınızda, hayatınızın en büyük adrenalin patlamasını yaşarsınız. Bu an, çoğu zaman "korku" ile "saf heyecan" arasındaki çizgidir.

Serbest Düşüşün Büyüsü: Korkunun Bittiği Yer

İnanın bana, pek çok kişinin yaşadığı ve benim de bizzat gözlemlediğim bir durumdur: O ilk saniyelerdeki şok ve adrenalin patlaması geçtikten sonra, korku çoğu zaman yerini inanılmaz bir özgürlük hissi ve neşeye bırakır. Sanki yer çekimi diye bir şey hiç olmamışçasına, kuşlar gibi özgürce uçtuğunuzu hissedersiniz. Rüzgarın yüzünüzü okşaması, aşağıda küçücük kalan dünyanın eşsiz manzarası... Bu an, tüm korkuları silip süpürür. Birçok kişi, bu anı "meditatif" veya "zamanın durduğu an" olarak tanımlar.

Paraşüt Açıldıktan Sonraki Huzur

Serbest düşüşün o muazzam hızından sonra, paraşütünüz açıldığında aniden bir sessizlik ve dinginlik çöker. O muhteşem manzarayı kuş bakışı izlerken, adeta havada süzüldüğünüzü hissedersiniz. Bu an, iç huzurun ve başarının tadını çıkardığınız andır. Eğitmeninizle sohbet edebilir, manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz.

İniş ve Zafer Hissi

Yere ayak bastığınızda hissettiğiniz şey ise saf bir zafer, mutluluk ve hayata dair yepyeni bir bakış açısıdır. O "tırsıyorum" diyen siz, artık bu büyük macerayı başarmış birisinizdir. Yüzünüzdeki gülümseme, inanın uzun süre silinmeyecektir.

Gerçek Deneyimler Ne Söylüyor?

Peki, deneyimli kişiler bu konuda ne diyor? Sizin gibi başlangıçta tereddüt eden yüzlerce insanla konuştuğumda veya onların atlayışlarını gözlemlediğimde ortaya çıkan ortak tablo şudur:

  • Uçaktaki Gerginlik: Çoğu kişi uçakta sessizleşir, bazen espriler yapılır ama herkesin içinde bir gerilim vardır. Bu normal.
  • Kapı Anı: İşte burası kritik. Bazıları gözünü kapatır, bazıları ise eğitmenin talimatlarına odaklanır. Ama hiç kimse o kapıdan geri dönmez.
  • İlk Saniyeler: "Midem ağzıma geldi", "nefesim kesildi", "bir an şok oldum" gibi tepkiler ilk duyulanlardır. Ama hemen ardından gelen cümle hep aynıdır: "Sonra her şey kayboldu, sadece uçmak vardı!"
  • Korkunun Yerini Heyecan Alması: Neredeyse istisnasız herkes, serbest düşüşün ilk 10-15 saniyesinden sonra korkunun tamamen kaybolduğunu ve yerini saf bir coşkuya bıraktığını ifade eder. "Korktuğuma değmedi, keşke daha önce yapsaydım!" cümlesi o kadar sık duyulur ki.

Örneğin, 50 yaşlarında ilk atlayışını yapan bir hanımefendi, atlayıştan sonra gözleri dolu dolu "Hayatımın en anlamlı 60 saniyesiydi, kendimi hiç bu kadar özgür hissetmemiştim" demişti. Ya da 20'li yaşlarındaki bir genç, atlayış öncesi o kadar gergindi ki yüzünü bembeyaz olmuştu. Ama inişten sonra "Hocam, ben bir tane daha atlayacağım, bu neydi böyle!" diye bağırıyordu.

Korkuyu Yönetmek ve Heyecana Yol Açmak İçin Pratik Tavsiyeler

"Peki ben bu 'tırsma' hissini nasıl yöneteceğim?" diye düşündüğünüzü biliyorum. İşte size birkaç somut öneri:

  1. Araştırma Yapın ve Bilgi Edinin: Bilgi, korkunun panzehiridir. Tandem atlayışı nasıl yapılır, ekipmanlar nelerdir, eğitmenler ne kadar eğitimli? Ne kadar çok bilirseniz, bilinmeyenin getirdiği korku o kadar azalır.
  2. Güvenilir Bir Merkez ve Profesyonel Ekip Seçin: Lisanslı, deneyimli, bakımlı ekipmanlara sahip bir merkez seçmek, güvenlik endişelerinizi büyük ölçüde hafifletecektir. Eğitmenlerinizin sakin, güven veren ve tecrübeli olduğundan emin olun.
  3. Sorularınızı Çekinmeden Sorun: Aklınıza takılan en ufak bir şeyi bile eğitmeninize sorun. Şüpheler giderildiğinde, zihniniz daha rahat olacaktır.
  4. Derin Nefes Egzersizleri: Atlayış öncesi uçakta veya yerdeyken gerildiğinizi hissettiğinizde, yavaş ve derin nefes alıp verin. Bu, sakinleşmenize yardımcı olur.
  5. Pozitif Görselleştirme: Atlayışınızın her anını, serbest düşüşün keyfini, manzaranın güzelliğini ve inişteki zafer hissini zihninizde canlandırın.
  6. Anı Yaşayın: Zihninizin geçmişteki korku hikayelerine veya gelecekteki "ya olursa" senaryolarına takılmasına izin vermeyin. Odaklanın. "Şu an buradayım, eğitmenim yanımda, her şey yolunda" deyin.
  7. Unutmayın: Bu Bir Tandem Atlayışı! Tüm kontrol eğitmeninizde. Siz sadece anın tadını çıkaracak bir yolcusunuz. Ona güvenin ve kendinizi bırakın. O anlarda yapmanız gereken tek şey, kolları çapraz yapmak veya bacakları eğitmenin talimatına göre konumlandırmak gibi küçük şeylerdir.

Sonuç: Unutulmaz Bir Duygu Kokteyli

Sevgili dostlar, paraşütle ilk atlayışınızda hem korkuyu hem de heyecanı hissedeceksiniz. Bu, insan olmanın bir parçasıdır. Ancak bu ikiliden heyecan ve ardından gelen eşsiz bir zafer duygusunun çok daha ağır basacağını garanti edebilirim. O uçaktan atlama anı, hayatınızda nadiren yaşayacağınız türden bir tecrübe olacak. Birkaç saniye süren o ilkel korkunun ardından gelen özgürlük, mutluluk ve başarma hissi, paha biçilmezdir.

Korkunuzu kucaklayın, ona merhaba deyin ve sonra onu arkanızda bırakıp kendinizi gökyüzüne bırakın. Hayatınızın en unutulmaz anlarından birini yaşamaya hazırlanın. Emin olun, inişten sonra geriye dönüp baktığınızda, o "tırsma" hissi sadece tatlı bir anı olarak kalacak ve yerini "iyi ki yapmışım!" dedirten tarifsiz bir coşkuya bırakacaktır.

Hadi bakalım, o ilk adımı atmak için hazırsınız!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
more_vert

Merhaba değerli maceraperestler, ruhunda keşif ateşi yanan dostlar!

Sizin gibi düşünen, hayatında bir kez de olsa gökyüzünün sonsuzluğunu kendi kanatlarıyla (tabii ki bir paraşüt yardımıyla) hissetmek isteyen o kadar çok insan var ki... Ve evet, o ilk atlayış öncesindeki "tırsma" hali, o tatlı gerilim, kesinlikle yalnız olmadığınızı gösteriyor. 'Paraşütle ilk atlayış: Heyecan mı, korku mu ağır basıyor?' sorusu, aslında insan psikolojisinin en temel dinamiklerinden birini, bilinmeyene duyduğumuz merak ile hayatta kalma içgüdümüz arasındaki ince çizgiyi sorguluyor.

Ben de bu alanda uzun yıllar süren tecrübelerimle, hem kendimin hem de yüzlerce kişinin deneyimlerinden süzülen gerçekleri sizinle paylaşmak için buradayım. Hadi gelin, o eşsiz anın katmanlarını birlikte aralayalım.

Korkunun Anatomisi: Neden Titreriz?

Öncelikle şu "tırsma" meselesine açıklık getirelim. Korkmak, son derece doğal ve aslında hayati bir duygudur. Milyonlarca yıldır evrimleşen beynimiz, bizi potansiyel tehlikelerden korumak üzere programlanmıştır. Yerden binlerce metre yükseklikte, bir uçağın kapısında durmak ve kendini boşluğa bırakmak fikri, bu programın "TEHLİKE!" sinyallerini en yüksek perdeden çalmasına neden olur.

  • Bilinmeyenin Korkusu: Hiç deneyimlemediğimiz bir durum, her zaman bir belirsizlik barındırır. Vücudumuz nasıl tepki verecek, hislerimiz ne olacak? Bu sorular endişe yaratır.
  • Kontrol Kaybı: Yere sağlam bastığımız anda hissettiğimiz kontrol duygusu, havada kaybolur. Bu, birçok insan için en zorlayıcı unsurlardan biridir.
  • Yükseklik Korkusu (Akrofobi): Yaygın bir fobidir ve aslında düşme içgüdüsünden beslenir. Normalde yerden bile yüksekte durmak rahatsız ediciyken, binlerce metreden aşağıya bakmak tüyler ürperticidir.

İşte bu yüzden, o ilk atlayış anına doğru ilerlerken kalbinizin hızlanması, avuçlarınızın terlemesi, midenizde kelebekler yerine sanki bir aslan varmış gibi hissetmeniz tamamen normaldir. Bu, bir zayıflık değil, insan olmanın bir parçasıdır.

Heyecanın Sırrı: Neden Çeker Bizi Gökyüzü?

Peki, bu kadar korkutucu olabilecek bir deneyim neden bu kadar cazip geliyor? İşte burada heyecanın ve maceranın büyüsü devreye giriyor. İnsan ruhu, sınırları zorlamayı, kendini keşfetmeyi ve yeni deneyimler yaşamayı sever.

  • Adrenalin Patlaması: Vücudun stresle başa çıkma hormonu olan adrenalin, aynı zamanda müthiş bir keyif ve canlılık hissi verir. Paraşütle atlamak, bu hormonu tavan yaptıran nadir deneyimlerdendir.
  • Başarma Arzusu: Yapılması "korkutucu" olarak algılanan bir şeyi başarmak, özgüveni inanılmaz derecede artırır. Bu, kişisel sınırları aşmanın ve kendini kanıtlamanın bir yoludur.
  • Özgürlük Hissi: Yerçekiminin kısıtlamalarından kurtulup kuşlar gibi uçmak, insanlığın en eski rüyalarından biridir. Bu deneyim, gerçek bir özgürlük hissi sunar.
  • Benzersiz Bir Bakış Açısı: Dünyaya binlerce metreden bakmak, perspektifinizi değiştirir. Gökyüzünün engin mavisinde süzülmek, hayatın koşturmacasından uzaklaşarak sadece ana odaklanmanızı sağlar.

Bu iki zıt duygu, yani korku ve heyecan, o ilk atlayış deneyiminin ayrılmaz parçalarıdır ve genellikle iç içe yaşanır.

Uçaktaki O Anlar: Gerilim Tavan Yaparken

Gelelim sizin de merak ettiğiniz o kritik anlara... Tandem atlayış için uçağa bindiğinizde, belki de ilk başta her şey yolundadır. Etrafınızdaki neşeli atmosfer, eğitmeninizin sakin tavırları sizi rahatlatır. Ama uçak yükselmeye başladıkça, aşağıda küçülen dünyayı gördükçe, kalp atışlarınız hızlanmaya başlar.

Eğitmeniniz son kontrolleri yaparken, size bağlanır. Bu an, güven duygusunun en kritik olduğu yerdir. Profesyonel bir eğitmenin sakinliği ve deneyimi, sizin içsel çalkantınızı bir nebze olsun dindirir. Uçağın kapısı açıldığında içeri dolan rüzgarın sesi, motorun uğultusuna karışırken, o an büyük bir eşiğe geldiğinizi anlarsınız.

Çoğu kişi için bu aşamada korku, en yüksek seviyededir. Bacaklar titrer, zihin "ne işim var burada?" diye fısıldar. Ama bir yandan da, kalbinizin derinliklerinde, o gizemli heyecan ateşi yanar.

Atlayış Anı: Boşluğa Bırakma ve Dönüşüm

Ve işte o an! Eğitmeniniz sizi kapıdan dışarı doğru iter ya da siz onunla birlikte eğilirsiniz. İlk bir-iki saniye... İşte bu an, korku ve heyecanın birbiriyle savaştığı, adeta bir girdap yaşanır.

  • Bazıları için bu an, saf bir şok anıdır. Kontrolün tamamen kaybolduğu hissiyle beyin kısa süreliğine donar.
  • Diğerleri için ise, müthiş bir serbest kalma hissiyle başlar. Vücut rüzgarla buluşur, hava akımı yüzünüze çarpar ve anlık bir "VAY CANINA!" anı yaşanır.

Deneyimlerin büyük çoğunluğunda, o ilk birkaç saniyenin ardından, korku yerini şaşkınlığa ve ardından büyüleyici bir heyecana bırakır. O ilk boşluk hissi geçer geçmez, artık düşmekten çok uçtuğunuzu fark edersiniz. Yüzünüzdeki rüzgar, aşağıda uzanan manzara, o eşsiz hız hissi... Korkunun yerini, tamamen ana odaklanmış, saf bir yaşam sevinci alır.

Serbest Düşüşün Dansı: Adrenalin ve Huzur

Serbest düşüş, paraşütle atlayışın en ikonik ve en heyecan verici bölümüdür. Ortalama 45-60 saniye süren bu süreçte, saatte 200 km'yi aşkın bir hızla yere doğru süzülürsünüz. Ama ilginç bir şekilde, bu hız hissi, düşerkenki gibi rahatsız edici değil, aksine inanılmaz derecede özgürleştiricidir.

Birçok kişi bu anları şöyle tanımlar:
"Zaman durmuş gibiydi."
"Hayatımdaki en canlı hissettiğim andı."
"Sanki tüm dertlerim, endişelerim havada çözüldü."
"Korku tamamen kayboldu, yerini sadece saf bir mutluluk aldı."

İşte bu, adrenalin ve huzurun paradoksal birleşimidir. Hızlıca düşüyor olsanız da, gökyüzünün enginliğinde kendinizi küçücük hissedersiniz ve bu, bir tür meditasyon hali yaratır.

Paraşütün Açılması ve Süzülüş: Sessizliğin Senfonisi

Serbest düşüşün ardından eğitmeniniz paraşütü açar. İşte bu anda da kısa süreli, ani bir yukarı çekilme hissedilir. Ardından... inanılmaz bir sessizlik ve dinginlik çöker.

Rüzgarın uğultusu diner, hız azalır ve siz, adeta bir kuş gibi gökyüzünde süzülmeye başlarsınız. Bu, atlayışın en keyifli ve manzarayı en rahat izleyebileceğiniz kısmıdır. Aşağıdaki evler, tarlalar, deniz ve şehir, bambaşka bir perspektiften görünür. Bu anlar, genellikle içsel bir huzur ve şükran duygusuyla dolar. Korkudan eser kalmamıştır; yerini dingin bir keyif ve başarının verdiği tatmin almıştır. Eğitmeninizle sohbet edebilir, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

Yere Dönüş: Zaferin Tadı

Yere yaklaştıkça, eğitmeniniz sizi nazikçe iniş noktasına yönlendirir. Genellikle yumuşak ve kontrollü bir iniş gerçekleşir. Ayaklarınız yere değdiği an, gerçek bir zafer duygusuyla dolarsınız. Yüzünüzde kocaman bir gülümseme, kalbinizde tarifi imkansız bir his... Az önce hissettiğiniz o "tırsma" hali, yerini "Yaptım! Bir daha yapacağım!" nidalarına bırakır.

Tecrübelerden Süzülen Tavsiyeler: İlk Atlama Adayları İçin

Şimdi gelelim sizin gibi ilk kez atlayacaklara verebileceğim birkaç altın niteliğindeki tavsiyeye:

  1. Güvendiğiniz Bir Merkez ve Eğitmen Seçin: Deneyimli, sertifikalı ve iyi yorumlar almış bir merkez seçmek, hem güvenliğiniz hem de mental rahatlığınız için çok önemlidir. Eğitmeninizle iyi bir iletişim kurun, ona güvenin.
  2. Korkunuzu Kabul Edin: Korku doğal bir tepkidir. Onu bastırmaya çalışmak yerine, "Evet, şu an biraz gerginim ama bu normal" deyin. Bu, zihninizi rahatlatır.
  3. Anı Yaşayın, Düşüncelere Takılmayın: Uçakta ya da kapıdayken zihninizde "ya şöyle olursa, ya böyle olursa" gibi senaryolar dönmeye başlayabilir. Derin bir nefes alın ve sadece o ana, o hisse odaklanmaya çalışın. Manzarayı, rüzgarı hissedin.
  4. Kendinizi Bırakın: Özellikle tandem atlayışında, eğitmeniniz her şeyi kontrol ediyor. Sizin göreviniz, ona güvenmek ve kendinizi serbest bırakmak. Kasılmak yerine, vücudunuzu rahat bırakın ve rüzgarla akın.
  5. Gülümseyin! Hem yüzünüzdeki kasları gevşetir, hem de anın tadını çıkardığınızı gösterir. Ayrıca, fotoğraf ve videolarda harika çıkarsınız!
  6. Nefes Almayı Unutmayın: Gergin anlarda nefesimiz kesilir. Derin, düzenli nefesler almak, kalp atış hızınızı düşürür ve sakinleşmenize yardımcı olur.

Sonuç: Bir Kez Atlayınca Dünya Değişir Mi?

Paraşütle ilk atlayış, sadece bir macera sporu deneyimi değildir; aynı zamanda kişisel bir dönüşüm yolculuğudur. O kapıda hissettiğiniz korkuyu aşıp, kendinizi boşluğa bıraktığınızda, aslında hayatın diğer zorluklarına karşı da yeni bir bakış açısı kazanırsınız. "Bunu yapabildiysem, başka neler yapabilirim?" sorusu zihninizde yankılanır.

Evet, ilk atlayışta korku ve heyecan birbiriyle savaşır. Ama neredeyse her zaman, o ilk birkaç saniyelik şok ve korku, yerini tarifsiz bir özgürlük, mutluluk ve başarma hazzına bırakır. Geriye dönüp baktığınızda, hissettiğiniz korku bile bu deneyimin ne kadar özel olduğunu hatırlatan tatlı bir anıya dönüşür.

Siz de bu maceraya hazırsınız. O "tırsma" hissinin sizi durdurmasına izin vermeyin. Gökyüzünün o engin mavisinde, hayatınızın en unutulmaz anlarından birini yaşamaya çok yakınsınız. Belki de hayatınızın en özgür anı sizi bekliyor! Gidin ve bu muhteşem deneyimi kucaklayın. Pişman olmayacaksınız!

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme

İlgili sorular

thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
2 cevap
thumb_up_off_alt 0 beğenilme thumb_down_off_alt 0 beğenilmeme
1 cevap

8,627 soru

15,814 cevap

34 yorum

109 üye

Çevrimiçi Kullanıcı Sayısı: 32
0 Üye 32 Ziyaretçi
Bugünkü Ziyaretler: 9982
Dünkü Ziyaretler: 15636
Toplam Ziyaretler: 4506261

Son Kazanılan Rozetler

İbrahim_kaplan Bir rozet kazandı
mustafa_akın Bir rozet kazandı
nslhnn Bir rozet kazandı
ayşe_aydin Bir rozet kazandı
zeynep_kurt Bir rozet kazandı
...