Değerli okuyucularım, bugün sizlerle Türkiye'nin yakın tarihinde iz bırakmış, çok yönlü kişiliğiyle sadece bir isim olmanın ötesine geçmiş bir değeri, Fahrettin Kerim Gökay'ı konuşacağız. O, sadece bir tıp profesörü değil, aynı zamanda İstanbul'un hafızasına kazınmış efsanevi bir belediye başkanı, bir aydın ve bir devlet adamıydı. Benim gibi bu şehrin dinamiklerini yakından takip eden bir uzman için Fahrettin Kerim Gökay, geçmişle geleceği birbirine bağlayan, ilham veren bir köprü gibidir. Hadi gelin, bu çok yönlü şahsiyetin hayatına ve mirasına birlikte yakından bakalım.
Fahrettin Kerim Gökay, 1900 yılında Bursa'da dünyaya geldi. Ancak kader onu genç yaşta tıp eğitimi almak üzere İstanbul'a, Darülfünun Tıp Fakültesi'ne taşıdı. 1922'de mezun olduktan sonra, kendisini psikiyatri ve nöroloji alanlarına adadı. Bu, o dönemin Türkiyesi için oldukça yeni ve gelişmekte olan bir alandı. Gökay, Almanya'da aldığı uzmanlık eğitimiyle, Türk tıp bilimine modern yaklaşımları getiren öncülerden biri oldu.
Düşünün, cumhuriyetin ilk yılları… Sağlık altyapısı yeni yeni oturuyor, modern tıp pratikleri ülkeye yeni yeni giriyor. İşte tam bu dönemde Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul Tıp Fakültesi'nde profesör unvanını alarak akademik kariyerinde yükseldi. Öğrencileri üzerinde derin bir etkisi vardı; sadece bilgi aktarmakla kalmıyor, aynı zamanda hastaya yaklaşım, etik değerler ve hekimlik ruhu konularında da örnek teşkil ediyordu. Benim şahsen konuştuğum eski tıp mensupları, onun derslerinde sadece tıbbi bilgilerin değil, insanlık hallerinin de konuşulduğunu, hastaların sadece birer vaka olarak değil, derinlemesine anlaşılması gereken bireyler olarak ele alındığını sıkça anlatırlar. Bu, günümüz tıp eğitimi için bile eşsiz bir yaklaşımdır.
Fahrettin Kerim Gökay'ın hayatında dönüm noktası, 1950 yılında İstanbul Belediye Başkanlığı görevine gelmesiyle yaşandı. Bu görevi, tam 10 yıl boyunca, bir rekor kırarak sürdürdü. Peki, bir tıp profesörü neden ve nasıl bu göreve talip oldu, üstelik bu kadar başarılı oldu?
İşte burası oldukça ilgi çekici. Gökay, İstanbul'a adeta bir "hasta" gibi yaklaştı. Şehrin altyapı sorunlarını, çarpık yapılaşma eğilimlerini, ulaşım ve temizlik problemlerini bir hekimin teşhis yeteneğiyle analiz etti. Onun başkanlığı döneminde İstanbul, Cumhuriyet tarihinde büyük bir değişim ve gelişim sürecine girdi.
Örneğin, onun döneminde:
Yol ve altyapı çalışmaları: İstanbul'un ana arterlerinin genişletilmesi, yeni yolların açılması. Hatta günümüzde bile tartışılan metro projelerinin ilk fikirleri onun döneminde konuşulmaya başlandı.
Yeşil alanların korunması ve artırılması: Şehrin nefes alması için parklar ve koruların önemine dikkat çekti.
Sanat ve kültürün desteklenmesi: Şehir tiyatroları ve çeşitli kültürel etkinliklerle İstanbul'un sosyal dokusunu zenginleştirmeye çalıştı.
Şehrin estetik görünümü: Fahrettin Kerim Gökay, şehrin sadece işlevsel değil, aynı zamanda estetik bir bütünlüğe sahip olması gerektiğine inanıyordu.
Onun liderlik tarzı, modern belediyecilik anlayışının temellerini attı diyebiliriz. Halkla iç içe, sorunları dinleyen, ancak aldığı kararları kararlılıkla uygulayan bir profil çizdi. Benim gözlemime göre, onun en büyük başarısı, bir hekimin sorun çözme, teşhis koyma ve tedavi etme yeteneğini, bir şehrin yönetimine başarıyla taşımasıydı. İstanbul'u "sağlıklı" bir yapıya kavuşturma arzusu, onun her kararına sirayet etmişti.
Fahrettin Kerim Gökay, sadece bir yönetici değildi; aynı zamanda düşünen, yazan ve toplumu aydınlatan bir entelektüeldi. Birçok makalesi ve kitabı bulunuyor. Bu eserlerinde sadece tıp konularına değil, aynı zamanda kentleşme, sosyal yaşam, etik değerler ve toplumsal gelişim gibi geniş bir yelpazede fikirlerini paylaştı.
Konuşmaları, o dönemin aydın çevrelerinde büyük ilgiyle takip edilirdi. O, kürsülerde sadece bir profesör değil, ülkenin geleceği hakkında derinleşimli fikirleri olan bir vizyoner olarak görülürdü. Benim sık sık referans aldığım bir özelliği de buydu: farklı disiplinleri bir araya getirme yeteneği. Bir tıp uzmanının, aynı zamanda şehir planlamasından kültürel gelişime kadar birçok alanda söz sahibi olması, günümüzün "disiplinlerarası" yaklaşımına harika bir örnektir.
Elbette, 1960 darbesiyle görevinden alındı ve bir dönem siyasi çalkantılar yaşadı. Ancak bu durum, onun İstanbul'a ve Türk toplumuna kattığı değerleri asla gölgelemedi.
Bugün, 2020'li yıllarda bile Fahrettin Kerim Gökay'ı hatırlamamızın birçok nedeni var:
Benim uzmanlık alanım gereği, bu tür figürlerin sadece tarih kitaplarında kalmamasını, aksine bugüne ve geleceğe ışık tutan canlı birer örnek olarak ele alınmasını savunurum. Fahrettin Kerim Gökay, tam da böyle bir figürdür.
Değerli dostlar, Fahrettin Kerim Gökay, Türkiye'nin tarihinde sadece bir isim değil, bir dönemin ruhunu, bir şehrin gelişimini ve bir liderin vizyonunu temsil eden nadir şahsiyetlerden biridir. Onun hayatı, bir hekimin hassasiyetini, bir akademisyenin entelektüel derinliğini ve bir devlet adamının kararlılığını bir araya getirerek, nasıl büyük işler başarılabileceğinin canlı bir kanıtıdır.
İstanbul'a yaptığı hizmetler, geride bıraktığı entelektüel miras ve özellikle de insan odaklı yönetim anlayışı, günümüzün karmaşık şehir ve toplum yönetimi sorunlarına ışık tutmaya devam ediyor. Bizler de onun bıraktığı bu mirası anlamalı, ondan dersler çıkarmalı ve kendi alanlarımızda çok yönlü, vizyoner ve etik bir yaklaşımla çalışmaya devam etmeliyiz. Fahrettin Kerim Gökay'ı saygı ve minnetle anıyor, onun yaşam öyküsünden hepimizin çıkaracağı çok değerli dersler olduğuna inanıyorum.