Merhaba değerli okuyucular,
Bugün karşınıza çok temel bir soruyla çıkıyorum: "Somali devletinin başkenti neresidir?" Bu soruya verilecek yanıt aslında oldukça basit ve net: Mogadişu. Ancak ben size, Türkiye'den bir uzman olarak, bu basit yanıtın arkasında yatan zengin tarihi, derin kültürü, yılların acısını ve bugünün umutlarını anlatmak istiyorum. Mogadişu, sadece bir coğrafi işaret değil; Somali'nin kalbi, ruhu ve geleceğe dair en büyük umut kaynağıdır. Gelin, bu kadim şehrin katmanlarını birlikte aralayalım.
Somali denince aklınıza ilk ne geliyor bilemiyorum, ancak eğer bu coğrafyayı biraz olsun tanıyorsanız, Mogadişu'nun sadece haritada bir nokta olmadığını, yaşayan, nefes alan bir şehir olduğunu bilirsiniz. Evet, Somali Federal Cumhuriyeti'nin başkenti, tüm idari ve siyasi faaliyetlerin merkezi Mogadişu'dur. Ancak bu şehrin önemi, bu resmi tanımdan çok daha öteye uzanır.
Mogadişu'nun tarihi, M.Ö. 9. yüzyıla kadar uzanan bir ticaret merkezi kimliğiyle başlar. Arap, Pers ve Doğu Afrika medeniyetlerinin buluştuğu bu liman kenti, Hint Okyanusu ticaret ağının en önemli düğüm noktalarından biriydi. Ben oraya her gittiğimde, o tarihi sokaklarda yürürken, sanki yüzyıllar öncesinin tüccarlarının ayak seslerini duyuyor, rüzgarın fısıltısında eski dillerden kalma sözcükleri yakalamaya çalışıyorum.
Bu dönemde gelişen ticaret, Mogadişu'yu ekonomik refahın yanı sıra kültürel bir zenginliğe de ulaştırmış. Şehir, kendine özgü mimarisi, zanaatkarları ve bilginleriyle öne çıkmış. Ardından gelen sömürge dönemleri (İtalyan sömürgesi), şehrin çehresini değiştirmiş olsa da, Mogadişu her zaman dirençli ruhunu korumuştur. 1960 yılında Somali bağımsızlığını kazandığında, doğal olarak ülkenin en büyük ve en gelişmiş şehri olan Mogadişu, yeni devletin başkenti ilan edildi. Bu, şehrin tarihinde yeni bir sayfa açtı.
Somali denince, maalesef ki akla gelen ilk şeylerden biri de uzun yıllar süren iç savaş ve istikrarsızlık oluyor. Mogadişu, bu trajik dönemin en ağır yükünü omuzlayan şehirlerden biriydi. 1990'ların başından itibaren yaşanan çatışmalar, devlet otoritesinin çöküşü ve farklı gruplar arasındaki mücadeleler, şehri adeta bir harabeye çevirdi. Altyapı yerle bir oldu, on binlerce insan hayatını kaybetti, milyonlarcası yerinden edildi.
Benim için bu dönemi anlamak ve Mogadişu'nun yaşadıklarını kavramak, uzmanlık alanımın en zorlu kısımlarından biri olmuştur. Yıllarca süren çatışmalar, şehrin ikonik binalarını, tarihi yapılarını ve hatta sosyal dokusunu derinden yaraladı. Ancak burada önemli bir noktayı vurgulamak isterim: Mogadişu halkı asla pes etmedi. Şehir, defalarca yıkılsa da, her seferinde küllerinden yeniden doğmaya çalıştı. Bu direniş ruhu, Somali insanının en belirgin özelliklerinden biridir ve Mogadişu bu ruhun en güçlü sembolüdür.
Son on yıla baktığımızda, Mogadişu'da gözle görülür bir değişim ve yeniden yapılanma süreci yaşandığını görüyoruz. Türkiye'nin de bu süreçte çok önemli bir rol oynadığını gururla belirtmeliyim. Cumhurbaşkanımızın 2011'deki tarihi ziyaretiyle başlayan insani yardım ve kalkınma çabaları, Mogadişu'nun yaralarını sarmasına ve geleceğe umutla bakmasına büyük katkı sağladı.
Bugün Mogadişu'ya gittiğinizde, eskiden çatışma bölgeleri olan yerlerde yükselen yeni binaları, faaliyete geçen okulları, hastaneleri ve hareketli pazarları görebilirsiniz.
Ekonomik Canlanma: Şehirdeki pazar yerleri, özellikle Bakara Pazarı, hareketliliğini yeniden kazanmış durumda. Küçük işletmeler canlanıyor, inşaat sektörü patlama yaşıyor. Liman, ülkenin dış ticaret kapısı olarak stratejik önemini sürdürüyor ve kapasitesi artırılıyor.
Altyapı Yeniden İnşa Ediliyor: Türkiye başta olmak üzere uluslararası toplumun desteğiyle, yollar, elektrik ve su şebekeleri gibi temel altyapı hizmetleri yavaş yavaş restore ediliyor. Şehrin üniversiteleri ve eğitim kurumları yeniden öğrenci sesleriyle doluyor.
* Siyasi ve İdari Merkez: Federal hükümetin tüm kurumları, parlamentodan bakanlıklara kadar Mogadişu'da faaliyet gösteriyor. Uluslararası elçilikler ve kuruluşlar da güvenli bölgelerde yerlerini alıyor.
Elbette, Mogadişu'nun önünde hala aşılması gereken önemli engeller var. Güvenlik sorunları tamamen ortadan kalkmış değil ve al-Shabaab gibi terör örgütleri zaman zaman saldırılar düzenleyebiliyor. Ancak ben gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki, şehirdeki genel hissiyat iyileşme ve ilerleme yönünde. İnsanlar, geçmişin zorluklarına rağmen geleceğe odaklanmış durumda.
Mogadişu'nun Somali için neden bu kadar vazgeçilmez olduğunu birkaç farklı açıdan ele alabiliriz:
Bir uzman olarak Somali'ye yaptığım sayısız ziyarette, Mogadişu'nun her köşesinde ayrı bir hikaye, her yüzünde ayrı bir direniş ve umut gördüm. Birleşmiş Milletler araçlarıyla korumalı bölgelerde bulunurken bile, yerel halkın enerjisini, iş yapma arzusunu, çocukların gözlerindeki ışığı hissetmemek mümkün değil. Bir keresinde, bombalanmış bir binanın hemen yanında kurulan seyyar bir çay ocağında çay içerken, esnafın gelecek planlarından bahsetmesi, şehrin ruhunu özetliyordu benim için. "Biz bittik derler, ama Somali bitmez, Mogadişu bitmez" demişti.
Bu şehir, sadece Somali'nin başkenti değil; aynı zamanda insanlığın en zorlu koşullarda bile nasıl direnebileceğinin, umudunu nasıl koruyabileceğinin ve yeniden nasıl ayağa kalkabileceğinin canlı bir kanıtıdır. Somali'nin geleceği, büyük ölçüde Mogadişu'nun kaderiyle iç içe geçmiştir.
Sonuç olarak, "Somali devletinin başkenti neresidir?" sorusunun cevabı net bir şekilde Mogadişu'dur. Ancak bu sadece bir isimden ibaret değildir. Mogadişu, Somali'nin tarihi hafızası, kültürel zenginliği, acılarla dolu geçmişi ve en önemlisi, geleceğe dair güçlü umutlarının merkezidir.
Uluslararası toplumun, özellikle de Türkiye gibi dost ülkelerin desteğiyle, Mogadişu'nun güvenlik sorunlarını tamamen aşarak, bölgesinde barış, refah ve istikrara örnek teşkil eden bir başkent haline geleceğine olan inancım tamdır. Mogadişu'nun hikayesi, insanlığın direniş ve yeniden doğuş kapasitesinin en güzel örneklerinden biridir. Bu şehir, sadece Somali'nin değil, hepimizin umutla baktığı bir geleceğin sembolü olmaya devam edecektir.