Merhaba sevgili okuyucularım,
Bugün, Türkiye'nin Karadeniz'deki incisi, yeşilin ve mavinin kucaklaştığı Giresun şehrinin isminin kökenlerine, özellikle de "Eski Türklerde Giresun şehrinin adı nedir?" sorusuna odaklanarak derinlemesine bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu, ilk bakışta basit gibi görünen ancak tarihi ve kültürel katmanları barındıran, adeta bir dedektiflik hikayesi gibi karmaşık bir soru. Hazırsanız, birlikte bu gizemi aydınlatalım!
Öncelikle, soruya doğrudan bir cevap verelim: Eski Türklerin, Anadolu'ya gelmeden önceki dönemde, yani Göktürkler, Uygurlar ya da daha önceki Türk devletleri zamanında, Giresun şehrine özel, bugüne ulaşmış bir isim verdiğine dair elimizde doğrudan ve net bir kanıt bulunmamaktadır. Bu bilgi sizi şaşırtabilir, ancak nedenini anlamak için biraz tarih yolculuğu yapmamız gerekiyor.
"Eski Türkler" kavramını burada geniş bir perspektifle ele almalıyız. Eğer "Türklerin Anadolu'ya gelişiyle birlikte Giresun'un ismi ne oldu?" diye sorsaydınız, cevap çok daha farklı olurdu. Ancak "Eski Türkler" genellikle Anadolu'ya Türk akınlarından çok daha önceki dönemleri, Orta Asya'daki kökenlerimizi ve ilk Türk devletlerini ifade eder. Giresun'un bilinen tarihi, bu dönemlerden çok daha eski bir geçmişe dayanıyor.
Giresun'un adının kökenleri, aslında Antik Yunan ve Roma dönemlerine uzanır. Şehrin bilinen en eski adı "Kerasus" (Grekçe: Κερασοῦς) veya Latincede "Cerasus" olarak geçmektedir. Bu isim, hepinizin tahmin edeceği gibi, Giresun'un meşhur olduğu kiraz ile doğrudan ilişkilidir.
Rivayet odur ki, Roma generali Lucullus, M.Ö. 1. yüzyılda Pontus seferi sırasında Giresun'u ziyaret etmiş ve buradan Avrupa'ya kiraz fidanları götürmüştür. Hatta İngilizcede kiraza verilen isim olan "cherry" ve Fransızcadaki "cerise" kelimeleri de "Cerasus"tan türemiştir. Yani Giresun, sadece Türkiye'de değil, dünya çapında kirazın anavatanı olarak kabul edilir ve adı da bu meyveyle özdeşleşmiştir.
Gördüğünüz gibi, Türklerin Anadolu'ya gelmesinden çok ama çok önce, bu şehir zaten köklü bir isme sahipti.
Peki, Türkler Anadolu'ya geldiklerinde, yani 11. yüzyıl ve sonrasında, mevcut yerleşim yerlerinin isimleriyle nasıl bir ilişki kurdular? İşte burası, sorumuzun "Eski Türkler" kısmını "Anadolu'daki Türkler" olarak genişlettiğimizde anlam kazanan kısım.
Türkler, Anadolu'ya ilk geldiklerinde, binlerce yıllık birikime sahip medeniyetlerin kurduğu şehirlerle karşılaştılar. Bu şehirlerin çoğu zaten yerleşmiş ve köklü isimlere sahipti. Türkler, bu isimleri ya olduğu gibi kabul ettiler, ya kendi dillerine ve söyleyiş biçimlerine uygun hale getirdiler ya da bazı yerlere kendi verdikleri isimleri yerleştirdiler.
Örneğin:
Kayseri: Antik adı "Caesarea" idi. Türkler bunu "Kayseri"ye dönüştürdü.
Sivas: Antik adı "Sebastea" idi. Türkler bunu "Sivas"a dönüştürdü.
* Amasya: Antik adı "Amaseia" idi. Türkler bunu "Amasya" olarak korudu.
Giresun da bu dönüşüm sürecinin bir parçası olmuştur. "Kerasus" veya "Cerasus" zamanla Türk halkının dilinde fonetik bir değişimle "Giresun" şeklini almıştır. Buradaki dönüşüm, dilin doğal evrimi ve halk ağzındaki söyleyiş kolaylığı ile açıklanabilir. "K" sesi zamanla "G"ye, sondaki "-asus" eki ise "-esun"a dönüşmüştür.
Bu noktada, "Peki o zaman Eski Türkler nasıl yer ismi verirdi?" diye merak edebilirsiniz. Orta Asya'daki Türk devletleri dönemine baktığımızda, yer isimleri genellikle coğrafi özelliklere, boy veya oymak adlarına, önemli olaylara veya doğal kaynaklara göre verilirdi.
Örnekler verecek olursak:
Akdağ: Beyaz Dağ (coğrafi özellik)
Kızıltepe: Kırmızı Tepe (coğrafi özellik)
Bozkır: Bozkır (doğal alan)
Türkeli: Türk Yurdu (boy/millet adı)
Ancak Giresun'un konumu ve tarihi bağlamı düşünüldüğünde, bu tarz bir ismin oluşması için Türklerin bölgeye yerleşip kendi kültürlerini baştan inşa etmeleri gerekirdi ki, Karadeniz Bölgesi'nin özellikle sahil şeridi, Türklerden önce de yoğun bir yerleşime sahipti.
Giresun denince akla gelen ilk şeylerden biri kiraz olduğu için, birçok kişi Giresun adının doğrudan "kiraz" kelimesinden geldiğini düşünür. Hatta bazen "Eski Türkler buraya kiraz bolluğu nedeniyle Giresun adını verdi" gibi yanlış inanışlar da duyabiliriz.
Gerçek şu ki, durum biraz daha karmaşıktır ve aslında tam tersidir: "Kiraz" kelimesinin kendisi, büyük ihtimalle Giresun'un antik adı olan "Kerasus"tan türemiştir. Yani, şehrin adı meyveye değil, meyvenin adı şehre atfedilmiş ve daha sonra Türkçeye "kiraz" olarak geçmiştir. Şehrin ismi ise, bahsettiğimiz fonetik dönüşümle "Kerasus"tan "Giresun"a evrilmiştir. Bu, dilbilimsel ve tarihsel açıdan çok daha tutarlı bir açıklamadır.
Bu durum, aslında Anadolu coğrafyasının ne kadar zengin bir kültürler mozaiği olduğunu gösterir. Bir ismin kökeni, birden fazla medeniyetin, dilin ve zaman diliminin izlerini taşıyabilir.
Giresun isminin kökenlerine yaptığımız bu yolculuk bize birkaç önemli ders veriyor:
"Eski Türklerde Giresun şehrinin adı nedir?" sorusuna verilecek en doğru ve kapsamlı cevap, Türklerin Anadolu'ya gelmeden önceki "Eski Türkler" döneminde Giresun'a özel bir isim verilmediğidir. Şehrin adı, çok daha eski bir döneme, Antik Yunan ve Roma uygarlıklarına dayanır: Kerasus/Cerasus. Türklerin Anadolu'ya yerleşmesiyle birlikte bu isim, dilin doğal evrimiyle Giresun şeklini almıştır.
Giresun'un ismi, aslında tarih boyunca Anadolu topraklarında hüküm sürmüş medeniyetlerin kültürel alışverişinin, dilbilimsel dönüşümlerin ve coğrafi özelliklerin birleşiminden doğmuş, çok katmanlı ve zengin bir hikayeyi fısıldıyor bize.
Umarım bu detaylı inceleme, Giresun'un adının gizem perdesini aralamanıza yardımcı olmuştur. Başka bir tarihi yolculukta buluşmak üzere, sağlıkla kalın!